Almanya’nın Güvenlik Dosyası
Almanya Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) 2025 raporu, ülkenin karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerini yüzlerce sayfalık kapsamlı bir dosyada ele aldı. Raporda aşırı sağ, aşırı sol, İslamcılık, PKK, Türk aşırı sağcı ve solcu yapılanmaları, antisemitizm, “Reichsbürger” hareketi, casusluk, sabotaj, siber saldırılar ve yabancı devletlerin Almanya’daki faaliyetleri ayrı başlıklar altında incelendi. Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ise Almanya’nın iç güvenlik ortamını “gergin” olarak nitelendirerek özellikle aşırı sağcılığın demokratik anayasal düzen açısından en büyük tehdit olmaya devam ettiğini vurguladı.
BERLİN - Almanya Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2025 yılına ilişkin Verfassungsschutzbericht 2025 raporu, Almanya’daki iç güvenlik tablosunun giderek daha karmaşık ve çok katmanlı hale geldiğini ortaya koyuyor.
Yaklaşık 450 sayfalık rapor yalnızca Almanya içindeki aşırılıkçı yapılanmaları değil; Ortadoğu’daki gelişmelerin Almanya’ya etkisini, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın doğurduğu güvenlik risklerini, yabancı istihbarat servislerinin faaliyetlerini, siber saldırıları, sabotaj girişimlerini ve diasporalara yönelik sınır aşan baskı faaliyetlerini de kapsıyor. BfV’nin yayımladığı raporun ana konu başlıkları arasında siyasi saikli suçlar, aşırı sağ, aşırı sol, İslamcılık ve İslamcı terörizm, yabancı bağlantılı aşırılıkçılık ve terörizm ile karşı istihbarat bulunuyor. (Verfassungsschutz)
DOBRINDT: ALMANYA VE AVRUPA’DA DURUM GERGİN
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, raporun önsözünde demokratik anayasal devletin hem içeriden hem dışarıdan gelen tehditlere karşı kararlı biçimde savunulması gerektiğini belirtiyor.
Dobrindt’e göre Almanya ve Avrupa’daki güvenlik durumu “gergin”.
Bakanın öne çıkardığı başlıca tehditler arasında:
- casusluk,
- sabotaj,
- dezenformasyon,
- siber saldırılar,
- yabancı devletlerin nüfuz faaliyetleri,
- siyasi aşırılıkçılık,
- terörizm,
- antisemitizm
yer alıyor.
Dobrindt ayrıca Almanya’da yaşayan yabancı ülke muhaliflerinin ve diaspora mensuplarının giderek daha fazla yabancı istihbarat servislerinin odağına girdiğini belirterek “transnationale Repression” – sınır aşan baskı olgusuna özel dikkat çekiyor.
RUSYA’NIN SAVAŞI ALMANYA’NIN İÇ GÜVENLİĞİNİ DE ETKİLİYOR
Raporda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaş yalnızca dış politika veya askeri güvenlik sorunu olarak ele alınmıyor.
Dobrindt, savaşın Avrupa’nın jeopolitik düzenini sarstığını ve Almanya’nın iç güvenliği üzerinde de geniş kapsamlı sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
Alman makamlarına göre Almanya, Rusya bağlantılı hibrit saldırıların hedeflerinden biri.
Bu kapsamda raporda;
casusluk, siber saldırılar, sabotaj, nüfuz operasyonları ve dezenformasyon ayrı ayrı inceleniyor.
Rapordaki karşı istihbarat bölümü 332. sayfadan itibaren başlıyor. “Yabancı bir güç adına gerçekleştirilen casusluk, siber saldırılar ve diğer güvenliği tehdit eden veya istihbari faaliyetler” ana başlığı altında Rusya, Çin ve İran istihbarat yapıları da ayrıca ele alınıyor.
AŞIRI SAĞ: 59 BİN 850 KİŞİLİK POTANSİYEL
Raporun en dikkat çekici verilerinden biri aşırı sağcı çevrelerdeki büyüme.
2025 yılı için aşırı sağcı kişi potansiyeli brüt olarak 59 bin 850 olarak hesaplandı. Birden fazla gruba dahil kişilerin mükerrer sayımları çıkarıldığında toplam 58 bin 700 kişilik aşırı sağcı potansiyel ortaya çıkıyor. (Verfassungsschutz)
Şiddet eğilimli aşırı sağcıların sayısı ise 15 bin 600 seviyesinde.
Dobrindt, aşırı sağcılığın Almanya’nın özgürlükçü demokratik anayasal düzeni açısından en büyük tehditlerden biri olmaya devam ettiğini belirtiyor.
Raporda ayrıca aşırı sağ sahnesinde gençleşme, internet üzerinden örgütlenme ve eylem odaklı radikalleşme eğilimlerinin özellikle kaygı verici olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
Aşırı sağ bölümünde yalnızca klasik neonazi yapılanmaları değil, siyasi parti ve gençlik örgütleri de ayrı başlıklarda inceleniyor.
İçindekiler bölümünde şu yapılar dikkat çekiyor:
Die Heimat, DIE RECHTE, Der III. Weg, Freie Sachsen, AfD ve Junge Alternative.
“REICHSBÜRGER” VE “SELBSTVERWALTER”: 26 BİN KİŞİ
Alman devletinin ve Federal Cumhuriyet’in meşruiyetini reddeden “Reichsbürger” ve “Selbstverwalter” çevreleri raporda ayrı bir ana bölüm olarak yer alıyor.
BfV’ye göre 2025 yılında bu çevrelerin toplam büyüklüğü yaklaşık 26 bin kişi seviyesinde kaldı. (Verfassungsschutz)
Yaklaşık 1.400 kişinin aynı zamanda aşırı sağcı çevrelere dahil olduğu belirtiliyor.
Raporda bu çevrelerdeki yüksek silah ilgisi ve bazı yapılardaki radikalleşme potansiyeli güvenlik açısından özel risk olarak değerlendiriliyor.
AŞIRI SOLDA BÜYÜME: 42 BİN 200 KİŞİ
Raporun önemli bulgularından biri de aşırı solcu çevrelerdeki büyüme.
BfV’ye göre aşırı solcu kişi potansiyeli 2024 yılındaki 38 binden 2025’te 42 bin 200’e yükseldi.
Şiddet eğilimli aşırı solcuların sayısı ise 11 bin 600 olarak kaydedildi. (Verfassungsschutz)
Aşırı sol motivasyonlu suç sayısında da ciddi yükseliş yaşandı.
2025 yılında bu kategoride kaydedilen suçların sayısı yüzde 38,9 artarak 8 bin 133’e çıktı. (Verfassungsschutz)
Raporda özellikle altyapı, enerji şirketleri, ekonomik hedefler ve güvenlik kurumlarına yönelik saldırılar inceleniyor.
Dobrindt’in önsözünde Berlin’in elektrik altyapısına yönelik saldırılar ile Münih polis araçlarına yönelik kundaklama saldırısı gibi olaylar, şiddet eğilimli aşırı sol çevrelerin oluşturduğu tehdide örnek gösteriliyor.
İSLAMCILIK VE İSLAMCI TERÖRİZM: 28 BİN 645 KİŞİ
BfV’nin 2025 yılı için belirlediği İslamcı kişi potansiyeli 28 bin 645.
2024 yılında bu rakam 28 bin 280 idi. Böylece sınırlı da olsa artış yaşandı. (Verfassungsschutz)
BfV verilerine göre Selefilik, yaklaşık 11 bin 200 kişiyle İslamcı spektrumun en dinamik yapılarından biri olmayı sürdürüyor. (Verfassungsschutz)
Federal İçişleri Bakanı Dobrindt özellikle yeni bir radikalleşme modeline dikkat çekiyor:
Genç, tek başına hareket eden ve internet ortamında radikalleşen failler.
Bakan, bunların özgürlükçü demokratik değerleri reddettiğini ve terör tehdidinin yalnızca organize örgütlerden kaynaklanmadığını vurguluyor.
HAMAS, HİZBULLAH, MÜSLÜMAN KARDEŞLER VE MİLLİ GÖRÜŞ DE RAPORDA
Raporda İslamcı yapılanmaların her biri ayrı alt başlıklarla inceleniyor.
İçindekiler bölümüne göre raporda yer alan başlıca yapılar arasında:
IŞİD ve bölgesel yapılanmaları, El Kaide, Hizb-ut Tahrir, Hamas, Türk Hizbullahı, Müslüman Kardeşler, Tablighi Jamaat, Milli Görüş hareketi ve Furkan hareketi bulunuyor.
Federal İçişleri Bakanlığı’nın güvenlik politikası kapsamında Hamas ve Hizbullah bağlantılı faaliyetlere karşı mücadelenin sürdürüleceği belirtiliyor.
ORTADOĞU ÇATIŞMASI VE ANTİSEMİTİZM ÖZEL BÖLÜM
2025 raporunun önemli farklılıklarından biri Ortadoğu çatışmasının Almanya’ya etkileri ve antisemitizm için ayrı bir ana bölüm ayrılması.
Raporda Ortadoğu çatışmasının;
aşırı sağcı,
aşırı solcu,
İslamcı ve
yabancı bağlantılı aşırılıkçı
çevrelerde antisemitik söylemleri ve mobilizasyonu etkilediği belirtiliyor.
Dobrindt’e göre antisemitizm artık tek bir ideolojik çevreye özgü değil.
Raporda antisemitizm, çeşitli aşırılıkçı ideolojiler arasında birleştirici bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Bakan ayrıca Yahudilerin ve Yahudi kurumlarının tehdit altında olduğunu ve güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini belirtiyor.
TÜRKİYE BAĞLANTILI ÖRGÜTLER RAPORDA GENİŞ YER TUTUYOR
Raporun Türkiye ve Almanya’daki Türk toplumu açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri “Auslandsbezogener Extremismus/Terrorismus”, yani yabancı bağlantılı aşırılıkçılık ve terörizm başlığı.
Bu kategorideki toplam kişi potansiyeli 2025 yılında yaklaşık yüzde 4 artarak 33 bin 850’ye yükseldi. 2024 yılında rakam 32 bin 500’dü. (Verfassungsschutz)
Raporda Türkiye bağlantılı farklı ideolojik hareketler ayrı ayrı ele alınıyor.
Bunların başında PKK geliyor.
PKK: ALMANYA’DA 15 BİN DESTEKÇİ
BfV, PKK’yı Almanya’daki yabancı bağlantılı aşırılıkçı yapılar arasında sayısal olarak en büyük örgüt olarak tanımlıyor.
Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2025 verilerine göre PKK’nın Almanya’daki destekçi potansiyeli 15 bin kişi. (Verfassungsschutz)
PKK bölümü raporda yaklaşık 287. sayfadan itibaren başlıyor.
Raporda PKK şu başlıklar altında inceleniyor:
örgütsel yapı, toplantı ve gösteriler, eleman kazanma faaliyetleri, medya yapılanması, örgüt yöneticilerine yönelik ceza davaları ve gösterilerde şiddet potansiyeli.
BfV’nin değerlendirmesine göre PKK, Almanya’daki yabancı bağlantılı aşırılıkçı çevre içinde merkezi konumunu koruyor.
PKK DIŞINDA TÜRK SOL ÖRGÜTLERİ DE İNCELENİYOR
PKK’nın ardından raporda Türk sol aşırılıkçılığı başlığı yer alıyor.
Raporda özellikle Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) ayrı başlık altında inceleniyor.
İçindekiler bölümünde ayrıca Türk sol yapılanmaları arasında çeşitli Marksist-Leninist örgütlerin de BfV’nin gözlem alanında bulunduğu görülüyor.
Yapısal tabloda şu örgüt isimleri yer alıyor:
DHKP-C, TKP/ML bağlantılı yapılanmalar, MLKP ve diğer Marksist-Leninist gruplar.
“ÜLKÜCÜ HAREKET” İÇİN AYRI BÖLÜM
Raporda dikkat çeken bir başka Türkiye bağlantılı başlık “Türkischer Rechtsextremismus – Ülkücü-Bewegung”, yani Türk aşırı sağcılığı – Ülkücü Hareket.
Bu bölüm yaklaşık 303. sayfadan itibaren başlıyor.
BfV, Almanya’daki Ülkücü yapılanmaları birkaç kategori altında değerlendiriyor.
Raporda isimleri geçen yapılar arasında:
Föderation der Türkisch-Demokratischen Idealistenvereine in Deutschland e.V. (ADÜTDF),
ATİB – Union der Türkisch-Islamischen Kulturvereine in Europa e.V.,
Föderation der Weltordnung in Europa (ANF)
ve örgütsüz Ülkücü hareket mensupları bulunuyor.
BfV, Ülkücü ideolojiyi uzun süredir Türk aşırı sağcılığı kapsamında değerlendiriyor. Kurumun konuya ilişkin değerlendirmelerinde özellikle aşırı milliyetçi ve etnik üstünlükçü ideolojik unsurlar üzerinde duruluyor. (Verfassungsschutz)
ANTİSEMİTİZM TÜRKİYE BAĞLANTILI AŞIRILIKÇILIK BAŞLIĞINDA DA YER ALIYOR
Raporda yabancı bağlantılı aşırılıkçılık ve terörizm bölümünde ayrıca antisemitizm için ayrı bir alt başlık bulunuyor.
Bu durum, Almanya’daki güvenlik makamlarının antisemitizmi yalnızca aşırı sağ veya İslamcı çevrelerle sınırlı değerlendirmediğini; farklı ideolojik yapıların ortak güvenlik sorunu olarak ele aldığını ortaya koyuyor.
FİLİSTİN BAĞLANTILI YAPILAR DA TAKİPTE
Raporun yapısal listesindeki dikkat çekici diğer örgütlerden biri PFLP – Filistin Halk Kurtuluş Cephesi.
Ayrıca Samidoun – Palestinian Prisoner Solidarity Network de raporda gözlem nesneleri arasında gösteriliyor.
Ortadoğu’daki savaş ve Gazze merkezli gelişmeler nedeniyle Filistin dayanışması, antisemitizm ve aşırılıkçı yapılanmalar arasındaki ilişkiler 2025 raporunda geçmiş yıllara kıyasla daha merkezi bir konumda bulunuyor.
CASUSLUK VE SİBER SALDIRILAR AYRI GÜVENLİK CEPHESİ
Raporda yaklaşık 332. sayfadan itibaren tamamen karşı istihbarata ayrılan geniş bir bölüm bulunuyor.
Ana başlık:
“Yabancı bir güç adına casusluk, siber saldırılar ve diğer güvenliği tehdit eden veya istihbari faaliyetler.”
Bu bölümde BfV şu tehditleri ayrı ayrı değerlendiriyor:
Casusluk, siber saldırılar, sabotaj, nüfuz faaliyetleri ve dezenformasyon.
Raporda ayrıca “transnationale Repression” yani yabancı devletlerin Almanya’da yaşayan muhalifler ve diaspora mensupları üzerinde baskı kurma girişimlerine ayrı bir bölüm ayrılmış durumda.
RUSYA, ÇİN VE İRAN İSTİHBARAT YAPILARI MERCEK ALTINDA
Raporun karşı istihbarat bölümünde yabancı istihbarat servislerinin faaliyetleri ülke bazında da değerlendiriliyor.
İçindekiler bölümünde üç ülke açık biçimde ayrı başlıklarla sıralanıyor:
Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti.
BfV, özellikle jeopolitik gerilimlerin yükselmesiyle casusluk, teknoloji transferi, siyasi nüfuz ve diaspora takibi faaliyetlerinin Almanya açısından öneminin arttığı görüşünde.
“TRANSNATIONAL REPRESSION”: DİASPORALAR İÇİN KRİTİK BAŞLIK
Türkiye kökenli toplum açısından raporun en önemli başlıklarından biri de sınır aşan baskı faaliyetleri.
Bu kavram, yabancı devletlerin Almanya’da yaşayan siyasi muhalifleri, gazetecileri, aktivistleri veya diaspora mensuplarını izlemeleri, tehdit etmeleri, baskı altına almaları veya susturmaya çalışmaları anlamında kullanılıyor.
Dobrindt, yabancı ülkelerden gelen muhalifler ile diaspora mensuplarının yabancı istihbarat servislerinin odağına giderek daha fazla girdiğini açık biçimde ifade ediyor.
Bu nedenle konu, ilk kez yalnızca klasik “casusluk” perspektifinden değil, Almanya’daki temel hakların korunması açısından da ele alınıyor.
BfV’DE 4 BİN 649 PERSONEL
Dobrindt’in önsözündeki bilgiye göre 2025 yılında Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda 4 bin 649 personel görev yaptı.
Federal İçişleri Bakanı, tehdit ortamının değişmesi nedeniyle BfV’nin yalnızca personel olarak değil teknik kapasite ve yasal yetkiler açısından da geliştirilmesi gerektiği mesajını veriyor.
RAPORUN ANA MESAJI: TEHDİTLER ARTIK BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL
2025 raporunun genel tablosu, Almanya’nın güvenlik sorunlarının klasik “aşırı sağ–aşırı sol–İslamcılık” ayrımının ötesine geçtiğini gösteriyor.
BfV’nin değerlendirmelerinde iç ve dış güvenlik arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı siber saldırı ve sabotaj risklerini artırırken, Ortadoğu çatışması antisemitizmi ve radikalleşmeyi besliyor. Sosyal medya farklı ideolojik çevrelerin radikalleşmesini hızlandırırken yabancı devletler de Almanya’daki diaspora grupları üzerinden nüfuz ve istihbarat faaliyetleri yürütmeye çalışıyor.
PKK’dan Ülkücü yapılara, İslamcı örgütlerden aşırı sağcı ve aşırı solcu çevrelere kadar oldukça farklı ideolojik hareketlerin aynı kapsamlı rapor içerisinde değerlendirilmesi, Alman iç güvenlik makamlarının tehdidi giderek çok merkezli ve birbirini etkileyen bir güvenlik ağı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.