AfD’ye yakın vakfa kamu desteği tartışması: Berlin’de “eşitlik” ve “anayasal güvence” gerilimi

Almanya’da siyasi partilere yakın vakıflara yapılan kamu finansmanı, AfD’ye yakın Desiderius-Erasmus-Stiftung üzerinden yeniden tartışma konusu oldu. Federal Anayasa Mahkemesi, 2023’te siyasi vakıfların devlet tarafından desteklenmesinin ayrı bir yasal zemine dayanması gerektiğine hükmetmişti. Ancak yeni Stiftungsfinanzierungsgesetz kapsamında, vakıfların yalnızca seçim başarısına değil, özgür demokratik temel düzene aktif bağlılık şartına da uyması gerekiyor.

AfD’ye yakın vakfa kamu desteği tartışması: Berlin’de “eşitlik” ve “anayasal güvence” gerilimi
AfD’ye yakın Desiderius-Erasmus-Stiftung’un kamu finansmanı talebi, Almanya’da siyasi vakıfların desteklenmesinde fırsat eşitliği ve anayasal sadakat şartı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Almanya’da siyasi partilere yakın vakıflara ayrılan kamu kaynakları, AfD’ye yakın Desiderius-Erasmus-Stiftung’un finansman talebi nedeniyle yeniden gündeme geldi. Sosyal medyada paylaşılan tabloda CDU, SPD, Yeşiller, Sol Parti, FDP ve CSU’ya yakın vakıfların 2026’nın ilk dört ayında toplam 186 milyon avronun üzerinde kamu kaynağı aldığı, buna karşılık AfD’ye yakın Desiderius-Erasmus-Stiftung’un henüz herhangi bir ödeme almadığı öne sürüldü.

Federal Anayasa Mahkemesi’nin 22 Şubat 2023 tarihli kararında, siyasi partilere yakın vakıfların devlet tarafından desteklenmesinin siyasi rekabet ve partiler arası fırsat eşitliği üzerinde etkili olduğu belirtildi. Mahkeme, bu nedenle finansmanın yalnızca bütçe kanunu üzerinden yürütülemeyeceğini, ayrı ve açık bir parlamento yasasına ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.  

Kararın ardından Almanya’da siyasi vakıfların finansmanını düzenleyen Stiftungsfinanzierungsgesetz kabul edildi. Yasa, bir siyasi vakfın federal bütçeden desteklenebilmesi için bağlı olduğu partinin Bundestag’da yeterli süre ve ağırlıkta temsil edilmesini şart koşuyor. Ancak yasa bununla yetinmiyor; vakfın özgür demokratik temel düzen ve halklar arası anlayış için aktif şekilde güvence vermesini de arıyor.  

Desiderius-Erasmus-Stiftung’un başvurusu ise halen federal makamların incelemesinde. Federal hükümetin 5 Şubat 2026 tarihli Bundestag yanıtına göre, İçişleri Bakanlığı 2026 yılına ilişkin siyasi vakıf denetimlerine başlamış, Desiderius-Erasmus-Stiftung’a ilişkin inceleme ise o tarih itibarıyla tamamlanmamıştı. Hükümet yanıtında, 2025 yılı için gerekli koşulların oluşmadığı ve Bundesverwaltungsamt tarafından buna ilişkin karar verildiği de belirtildi.  

Tagesschau’nun WDR, NDR ve Süddeutsche Zeitung araştırmasına dayandırdığı haberine göre, AfD’ye yakın vakıf 2026 yılı için yalnızca Federal İçişleri Bakanlığı bütçesinden yaklaşık 18 milyon avro talep ediyor. Haberde, İçişleri Bakanlığı’nın başvuruyu incelemeye devam ettiği ve ilk ödeme talebine rağmen henüz kaynak aktarılmadığı aktarıldı.  

Tartışmanın merkezinde iki temel hukuki ilke bulunuyor. Birincisi, partiler arası fırsat eşitliği. Federal Anayasa Mahkemesi, siyasi vakıfların kamu desteğinin parti rekabetine dolaylı etkisi bulunduğunu kabul ediyor. İkincisi ise “wehrhafte Demokratie”, yani kendini koruyan demokrasi ilkesi. Yeni yasa, kamu kaynaklarının demokratik düzeni zayıflatacak yapılara aktarılmaması gerektiği yaklaşımını esas alıyor. Yasa gerekçesinde, kamu kaynaklarının özellikle siyasi eğitim alanında yalnızca temel anayasal düzeni güçlendirecek faaliyetlerde kullanılabileceği vurgulanıyor.  

AfD cephesi, Desiderius-Erasmus-Stiftung’un diğer siyasi vakıflarla eşit muamele görmesi gerektiğini savunurken; karşıt görüşteki çevreler, vakfın finansmanının aşırı sağ ağları güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Almanya İnsan Hakları Enstitüsü, ırkçı veya aşırı sağcı düşünceleri yayan ya da bunları göreceleştiren bir vakfın prensip olarak kamu kaynaklarıyla desteklenmemesi gerektiğini savunan bir değerlendirme yayımlamıştı.  

Sosyal medyada paylaşılan rakamlar, siyasi tartışmayı büyütse de haberleştirme açısından kritik bir nokta bulunuyor: Görselde yer alan “Ocak–Nisan 2026’da 186 milyon avro” ve vakıf bazındaki dağılım rakamları, bağımsız resmi belgeyle ayrıca teyit edilmelidir. Federal bütçe kayıtları, ilgili bakanlıkların ödeme kalemleri ve Bundestag soru önergeleri incelenmeden bu tablo kesin veri olarak sunulmamalıdır.