Berlin’de üç partiden kritik mutabakat: Koalisyonun şartları belirlendi

SPD, Yeşiller ve Sol Parti, Berlin’de olası bir ortak hükümetin siyasi temelini oluşturacak sekiz maddelik mutabakat üzerinde anlaştı. İsrail’in var olma hakkı, antisemitizmle mücadele, Filistin halkının hakları ve koalisyon üyelerine uygulanabilecek yaptırımlar anlaşmanın merkezinde yer aldı. Üç parti, hükümet programından önce ortak siyasi ilkelerde uzlaşmayı tercih etti.

Berlin’de üç partiden kritik mutabakat: Koalisyonun şartları belirlendi
Berlin'de SPD, Yeşiller ve Sol Parti, koalisyon ön görüşmeleri için sekiz maddelik ortak ilkeler üzerinde uzlaştı. (Arşiv fotoğrafı)

Berlin’de Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller (Bündnis 90/Die Grünen) ve Sol Parti (Die Linke), koalisyon ön görüşmelerine ilişkin ortak bir siyasi çerçeve oluşturdu. 8 Ekim 2026 tarihli Berliner Vereinbarung zum Start der Sondierungen başlıklı üç sayfalık belge, olası hükümet ortaklığının hangi ilkeler üzerine kurulacağını ortaya koyuyor.

Mutabakatın dikkat çekici yönü, Berlin’in ekonomik ve sosyal sorunlarından önce, üç partinin özellikle İsrail-Filistin meselesi, antisemitizm ve toplumsal birlikte yaşam konularındaki ortak tutumunu belirlemesi.

Sekiz maddelik anlaşmada, siyasi temsilcilerin sorumluluklarından üniversitelerdeki güvenlik önlemlerine, Yahudi yaşamının korunmasından Müslüman kuruluşlarla diyaloğa kadar uzanan düzenlemeler bulunuyor.

Belge henüz bir koalisyon sözleşmesi değil. Üç partinin ön görüşmelere hangi ortak ilkelerle başlayacağını belirleyen siyasi bir mutabakat niteliğinde.

İsrail’in var olma hakkı tartışma konusu olmayacak

Anlaşmanın en önemli siyasi başlıklarından biri İsrail’in var olma hakkı.

SPD, Yeşiller ve Sol Parti, İsrail’in var olma hakkının kendileri açısından tartışılamaz olduğunu belirtiyor. Üç parti, Hamas ve diğer terör örgütlerinin 7 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirdiği katliamı açıkça kınıyor.

Bununla birlikte belge, İsrail hükümetinin Filistin halkına yönelik uygulamalarının eleştirilebileceğini kabul ediyor. Ancak bu eleştirilerin antisemitik eylemleri haklı gösteremeyeceği vurgulanıyor.

Üç parti, İsrail’in güvenliğini ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alacak iki devletli çözümü destekliyor.

Gazze ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinli sivillerin karşı karşıya bulunduğu acılar, insani sıkıntılar ve yıkım da mutabakat metninde yer alıyor.

Bu yaklaşım, Berlin’de Ortadoğu meselesi üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların olası koalisyon açısından önemli bir başlık olduğunu gösteriyor.

Antisemitizmle mücadelede güvenlik kurumlarına destek

Mutabakat, Berlin’de Yahudi yaşamının korunmasını ortak siyasi sorumluluk olarak tanımlıyor.

Yahudi okulları, anaokulları, ibadethaneler, kültür merkezleri ve diğer toplumsal kurumların güvenliğinin sürekli biçimde sağlanması hedefleniyor.

Berlin polisi ve Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Verfassungsschutz), antisemitik suçları ve tehditleri erken aşamada tespit edebilmesi için personel, teknik donanım ve uzmanlık bakımından desteklenmesi öngörülüyor.

Üç parti ayrıca Yahudi karşıtı nefret söylemine, komplo teorilerine ve Holokost’un inkârına karşı ortak mücadele yürüteceğini açıklıyor.

Belgede İsrail’e ve İsrailli kurumlara yönelik genel boykot çağrıları da ele alınıyor. BDS kampanyası açıkça anılarak kişilerin veya kurumların yalnızca İsrail vatandaşlığı, kökeni ya da aidiyeti nedeniyle hedef alınmasına karşı çıkılıyor.

Siyasi temsilciler için ihraç mekanizması

Mutabakatın en dikkat çekici hükümlerinden biri, ortak siyasi ilkeleri ihlal eden parti üyeleri hakkında uygulanabilecek yaptırımlar.

Üç parti, koalisyonu destekleyen meclis gruplarında antisemitik olayların yaşanması halinde ortak bir değerlendirme süreci işletmeyi planlıyor.

Bu kapsamda Berlin toplumundan seçilecek üç uzmandan oluşan bir heyet kurulabilecek.

Heyet, tartışmalı olayları inceleyerek değerlendirme yapacak. Nihai karar ise ilgili parti veya meclis grubunun kendi tüzüğü doğrultusunda alınacak.

Yaptırımlar, üyelikten çıkarılmaya kadar uzanabilecek.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Üç kişilik uzman heyeti doğrudan ihraç kararı veremeyecek. Siyasi ve hukuki sorumluluk ilgili partide kalacak.

Ayrıca antisemitizmi yayan, şiddeti yücelten veya çatışmaları körükleyen kuruluşlarla ortak etkinlikler ve kamusal iş birlikleri yapılmayacağı belirtiliyor.

Berlin’de Müslüman ve Filistinli toplumlara özel vurgu

Belgenin son bölümünde Berlin’in farklı dinlerden, kültürlerden ve kökenlerden insanların birlikte yaşadığı bir kent olduğu vurgulanıyor.

Üç parti, Berlin’in Almanya’nın en büyük Yahudi cemaatine ve Avrupa’nın en büyük Filistinli topluluğuna ev sahipliği yaptığını ifade ediyor.

Yahudi, Müslüman ve Filistinli yaşamının Berlin’in doğal bir parçası olduğu belirtiliyor.

Mutabakat, Yahudi ve Müslüman kuruluşlarla düzenli görüşmeler yapılmasını ve bu toplulukların beklentilerinin dikkate alınmasını öngörüyor.

Ancak belgede Müslüman kuruluşların siyasi karar süreçlerine nasıl katılacağına ilişkin ayrıntılı bir mekanizma bulunmuyor.

Berlin’de yaşayan Türkiye kökenli toplumun eğitim, temsil, ayrımcılık ve sosyal katılım gibi özel sorunlarına yönelik somut düzenlemeler de bu metinde yer almıyor.

Bu konuların ileride hazırlanabilecek kapsamlı bir koalisyon sözleşmesinde nasıl ele alınacağı henüz belli değil.

Üniversitelerde akademik özgürlük ve güvenlik dengesi

Berlin üniversiteleri, son yıllarda İsrail-Filistin meselesine ilişkin protestoların ve tartışmaların yaşandığı alanlar arasında bulunuyor.

Üç parti, Yahudi öğrencilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla üniversitelerde koruma konseptleri oluşturulmasını ve danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesini hedefliyor.

Üniversite yönetimlerinden kurum içi düzeni ve güvenliği sağlamaya yönelik yetkilerini kararlılıkla kullanmaları bekleniyor.

Bununla birlikte akademik özgürlüğün korunacağı da açıkça ifade ediliyor.

Berlin ile İsrail’deki üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki mevcut bilimsel iş birliklerinin devam ettirilmesi planlanıyor.

Holokost hafızası korunacak

Üç parti, Nazi Almanyası tarafından altı milyon Avrupalı Yahudinin katledildiği Holokost’a ilişkin tarihsel sorumluluğun gelecek kuşaklara aktarılmasını ortak hedef olarak belirliyor.

Berlin’deki anma merkezleri, eğitim kurumları ve Yahudi yaşamına ilişkin tarihsel projelerin desteklenmesi öngörülüyor.

Yahudi kültürünün ve dini bayramlarının kamusal alanda daha görünür olması, Yahudi toplumu için güvenli ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam ortamı oluşturulması hedefleniyor.

Berlin-Tel Aviv ilişkileri geliştirilecek

Anlaşmada dış politikanın federal hükümetin yetki alanına girdiği özellikle belirtiliyor.

Bu nedenle Berlin Eyalet Parlamentosu’ndaki siyasi çalışmaların doğrudan Berlin’i ilgilendiren konularla sınırlandırılması konusunda ortak tutum benimseniyor.

Berlin ile Tel Aviv-Yafo arasındaki şehir ortaklığının geliştirilmesi planlanırken yeni şehir ortaklıklarının da değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

Şehirler arası ilişkilerde kültür, bilim, gençlik ve sivil toplum çalışmalarına ağırlık verilmesi hedefleniyor.

Berlin Anayasası’nda değişiklik planı

SPD, Yeşiller ve Sol Parti, ayrımcılıkla mücadele konusunda Berlin Anayasası’nın genişletilmesini de gündemine aldı.

Brandenburg eyaletindeki düzenlemeler örnek alınarak antisemitizm, Roman ve Sinti karşıtlığı, ırkçılık ve toplumsal gruplara yönelik diğer düşmanlık biçimlerine karşı anayasal korumanın güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Üç parti, bunun için Berlin Eyalet Parlamentosu’na bir öneri sunmayı hedefliyor.

Ancak söz konusu düzenleme henüz kabul edilmiş bir anayasa değişikliği değil.

Konut, ekonomi ve ulaşım politikaları sonraki aşamada

Sekiz maddelik mutabakatın tamamına bakıldığında dikkat çeken bir başka konu, Berlin’in günlük yaşamını doğrudan etkileyen birçok sorunun belgede ayrıntılı biçimde ele alınmaması.

Yüksek kiralar, konut sıkıntısı, ekonomik büyüme, kamu hizmetleri, ulaşım ve eğitim sistemine ilişkin kapsamlı politikalar bu metnin konusu değil.

Bu durum, üç partinin hükümet programı hazırlamadan önce siyasi güven ve ortak sorumluluk zemini oluşturmaya çalıştığı şeklinde değerlendirilebilir.

Ancak söz konusu ilkelerin kabul edilmesi, ekonomi ve sosyal politikalar alanındaki görüş ayrılıklarının da giderildiği anlamına gelmiyor.

İlgili Arşiv Haber
Seçimden Önce Siyasetin Nabzı Altenbraker’de Tutuldu: Kim Ne Söyledi, Sandık Ne Gösterdi?

Editör Yorum:Mutabakat hükümet anlaşması değil

Berlin’de SPD, Yeşiller ve Sol Parti arasında hazırlanan belge, koalisyon arayışının siyasi sınırlarını ortaya koyması bakımından önem taşıyor.

Üç parti, özellikle İsrail-Filistin meselesinde ortak hareket edebilmenin koşullarını belirlerken, parti üyelerinin ve milletvekillerinin bu ilkelere bağlılığını da siyasi sorumluluk kapsamına alıyor.

Bununla birlikte mutabakatın uygulanması, ileride hazırlanabilecek koalisyon sözleşmesine ve tarafların alacağı siyasi kararlara bağlı olacak.

Belgenin ortaya koyduğu temel yaklaşım, Berlin’de farklı toplumsal kesimlerin birlikte yaşamasını güçlendirmek ve antisemitizmle mücadeleyi ortak hükümet sorumluluğu haline getirmek.

Ancak bu siyasi uzlaşmanın Berlinlilerin günlük sorunlarına yönelik somut çözümlere dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsiz.

Berlin’de olası üçlü koalisyon açısından asıl sınav, ortak ilkeler üzerinde uzlaşmanın ötesine geçerek konut, ekonomi, eğitim ve sosyal politikalar konusunda uygulanabilir bir hükümet programı oluşturabilmek olacak.

Files