Alexander von Bismarck’tan AB’ye Yaptırım Eleştirisi: “Avrupa’nın Diplomasiye İhtiyacı Var”
Alexander von Bismarck, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırım politikasının ortak ve sonuç odaklı bir stratejiye dayanmadığını savundu. Yaptırımların Avrupa ekonomisine verdiği zararın yeniden değerlendirilmesini isteyen Bismarck; nükleer silahlanma, Nord Stream sabotajı, artan kamu borçları, Almanya’daki hükümet krizi ve BSW’nin oyların yeniden sayılması talebi hakkında da açıklamalarda bulundu.
Alman iş insanı asilzade Alexander von Bismarck, yayımladığı değerlendirme videosunda Avrupa Birliği’nin Rusya politikası ile Almanya’nın ekonomik ve siyasi görünümünü ele aldı.
Konuşmasının merkezine AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını yerleştiren Bismarck, Avrupa’nın askerî gerilimi tırmandıran açıklamalar yerine diplomatik girişimlere ağırlık vermesi gerektiğini söyledi.
“Almanya-Rusya ilişkileri yeniden kurulmalı”
Almanya ile Rusya arasındaki diplomatik ilişkilerin federal hükümet tarafından ihmal edildiğini savunan Bismarck, iki ülke arasındaki temasların karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde yeniden geliştirilmesini istedi.
Rus yetkililer ve Rus toplumunun farklı kesimleriyle temaslarını sürdürdüğünü belirten Bismarck, amacının Avrupa’daki gerilimin azaltılmasına katkı sunmak olduğunu söyledi.
Bismarck, şu ifadeleri kullandı:
“Diplomasi her şeyden önce gelmeli. Almanya ve Avrupa, gerilimi artıran bir dil kullanmak yerine taraflar arasında arabuluculuk yapmalıdır.”
Almanya’nın Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta tek taraflı bir konum almak yerine müzakereyi teşvik eden bir rol üstlenmesini isteyen Bismarck, gelecek kuşakların barış içinde yaşayabilmesi için diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini vurguladı.
Bismarck’ın açıklamalarında Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaşın sorumluluğuna ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yapmaması ise dikkat çekti.
Avrupa’daki nükleer caydırıcılık tartışmasına tepki
NATO’nun nükleer caydırıcılık kapasitesinin geliştirilmesine ilişkin tartışmaları değerlendiren Bismarck, Avrupa’da daha fazla nükleer silah konuşlandırılmasının güvenliği artırmayacağını savundu.
Polonya, Litvanya ve Finlandiya gibi ülkelerin nükleer caydırıcılığa ilişkin yaklaşımlarını eleştiren Bismarck, Avrupa’nın yeni silahlanma planları yerine Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik somut bir diplomatik strateji hazırlaması gerektiğini söyledi.
“Biz savaşabilecek bir Avrupa değil, barış içinde yaşayan bir Avrupa istiyoruz. İnsanları savaşa hazırlamak yerine barışı güçlendirmeliyiz.”
Kiesewetter’in “Rusya teslim olmalı” görüşüne karşı çıktı
Bismarck, CDU Federal Milletvekili Roderich Kiesewetter’in Rusya’nın “koşulsuz teslimiyetinin” Avrupa’nın stratejik hedefi olması gerektiği yönündeki açıklamalarına da sert tepki gösterdi.
Kiesewetter, Focus’ta yayımlanan değerlendirmesinde Rusya’ya karşı bütün ekonomik ve diplomatik araçların kullanılmasını savunmuş; Berlin’de faaliyet gösteren Rus Evi’nin kapatılması ve kamulaştırılması çağrısında bulunmuştu. Focus’taki değerlendirme
Bismarck ise Rus Evi’nin dil eğitimi ve kültürel etkinlikler düzenlediğini belirterek kültür kurumlarının güvenlik tartışmalarının doğrudan hedefi hâline getirilmesine karşı çıktı.
Rusya’nın nükleer silahlara sahip bir ülke olduğuna dikkat çeken Bismarck, “koşulsuz teslimiyet” söyleminin çatışmayı sona erdirmek yerine daha tehlikeli bir aşamaya taşıyabileceğini savundu.
Alman ordusundan Korgeneral Christian Freuding’in Almanya’nın savaşmaya hazır olması gerektiği yönündeki açıklamalarını da eleştiren Bismarck, bu tür ifadelerin Avrupa’daki gerilimi artırdığını öne sürdü.
AB’nin yaptırım politikasına kapsamlı eleştiri
Konuşmasının önemli bölümünü Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına ayıran Bismarck, mevcut politikanın beklenen siyasi sonuçları üretmediğini söyledi.
AB’nin yaptırımlarla ulaşmak istediği nihai hedefin açık olmadığını savunan Bismarck, şöyle konuştu:
“Avrupa Birliği’nin bir çıkış stratejisi ve açık bir perspektifi bulunmuyor. Yaptırımların bizi Rusya’dan daha fazla etkileyip etkilemediğini sorgulamak zorundayız.”
Bismarck, yaptırımların Rusya’yı Ukrayna’dan çekilmeye zorlayamadığını, buna karşılık Avrupa’daki enerji maliyetlerini ve ekonomik sorunları ağırlaştırdığını ileri sürdü.
Rusya’nın savaş alanındaki ilerleyişi ve Donbas bölgesine ilişkin öngörüleri ise Bismarck’ın değerlendirmesi olarak aktarıldı. Bu görüşler, bağımsız biçimde doğrulanmış askerî sonuçlar olarak değerlendirilmemeli.
İrlanda’nın çıkışını örnek gösterdi
Bismarck, İrlanda’nın AB yaptırımlarının yeniden değerlendirilmesine yönelik açıklamalarını, üye ülkeler arasındaki rahatsızlığın göstergesi olarak değerlendirdi.
İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, kapsamlı yaptırım paketleri üzerinde uzlaşmanın giderek zorlaştığını ve ulusal ekonomik çıkarlar üzerindeki baskının arttığını açıklamıştı. McEntee, AB’nin büyük paketler yerine daha sınırlı ve kademeli tedbirlere yönelebileceğini belirtmişti. Euractiv’in haberi
Bismarck, Avrupa ülkelerinin yaptırımların ekonomik sonuçlarını daha açık biçimde tartışmaya başladığını söyledi:
“AB ülkeleri, yaptırımların Rusya’ya mı yoksa kendi ekonomilerine mi daha fazla zarar verdiğini sorgulamak zorunda.”
Yaptırım paketlerinin sayısına ilişkin düzeltme
Bismarck, konuşmasında AB’nin 21’inci yaptırım paketini uyguladığını ve 22’nci paket için hazırlık yaptığını söyledi.
Ancak Alman hükümeti ve Avrupa Birliği’nin resmî kayıtlarına göre Temmuz 2026 itibarıyla kabul edilen son düzenleme 20’nci yaptırım paketi olarak yer alıyor.
Paket kapsamında Rus finans sektörüne yönelik kısıtlamalar genişletildi; çok sayıda banka, finans kuruluşu ve kripto hizmet sağlayıcısının mal varlıklarının dondurulması kararlaştırıldı. Alman hükümetinin açıklaması
“Avrupa’nın Rusya ile müzakere etmesi gerekiyor”
AB’nin yeni yaptırım hedefleri bulmakta zorlandığını savunan Bismarck, yaptırım politikası yerine komşu ülkelerle diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesini önerdi.
Rusya ve Çin dâhil olmak üzere farklı ülkelerle karşılıklı çıkara dayanan ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Bismarck, ticaretin toplumlar arasındaki gerilimi de azaltabileceğini söyledi.
“Ekonomik iş birliği kişisel ilişkileri de geliştirir. Tarafların ortak çıkarı bulunduğunda saldırganlık azalır ve birlikte büyüme imkânı doğar.”
Bismarck, Avrupa’daki sosyal sistemlerin sürdürülebilmesi için ekonomik büyümenin yeniden sağlanması ve sanayi kapasitesinin korunması gerektiğini vurguladı.
“Gönüllüler Koalisyonu zayıflıyor”
Ukrayna’ya destek veren ülkelerin oluşturduğu “Gönüllüler Koalisyonu”nu da değerlendiren Bismarck, koalisyonun açık bir liderlik ve ortak strateji oluşturamadığını savundu.
İngiltere, Fransa ve Almanya’daki siyasi gelişmelerin koalisyonun etkinliğini azalttığını ileri süren Bismarck, Avrupa Birliği’nin güvenlik ve dış politika alanında yön arayışı içinde olduğunu söyledi.
Nord Stream konusunda açıklık çağrısı
Bismarck, Nord Stream doğal gaz boru hatlarına yönelik sabotajı da gündeme getirdi. Alman Başbakanlık makamının saldırı öncesinde bazı bilgilere sahip olmuş olabileceğini öne süren Bismarck, olayın kamuoyuna bütün yönleriyle açıklanmasını istedi.
Nord Stream hatlarının Almanya’nın enerji güvenliği ve sanayisi açısından önemli olduğunu belirten Bismarck, sabotajın ülkenin ekonomik altyapısını doğrudan hedef aldığını söyledi.
Bismarck, ABD ve Ukrayna’nın saldırıdaki muhtemel rolüne ilişkin birtakım iddialar dile getirdi. Ancak bu iddialar kesinleşmiş yargı kararları veya bağımsız biçimde doğrulanmış bulgular olarak sunulmadı.
Avrupa için borç uyarısı
Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları, Ukrayna’ya sağlanan mali destek ve artan sosyal giderler nedeniyle hızla borçlandığını belirten Bismarck, bu sürecin gelecek kuşaklara ağır bir yük bırakacağını savundu.
Faiz giderlerinin gelecekte kamu bütçeleri üzerinde daha büyük baskı oluşturacağını belirten Bismarck, yeni borçlanmanın kontrol altına alınmasını istedi:
“Borçları çocuklarımız ve torunlarımız ödemek zorunda kalacak. Bu borçlanma patlamasını durdurmamız gerekiyor.”
Uluslararası Para Fonu da Avrupa ülkelerinde artan kamu borçları ve maliyetler konusunda uyarılarda bulunuyor. Ancak Bismarck’ın konuşmasında AB’nin borcuna ilişkin verdiği 15,4 trilyon avroluk rakamın hangi borç tanımına ve veri setine dayandığı açıklanmadı.
Alman sanayisi ve istihdam vurgusu
Bismarck, Almanya’daki bazı şirketlerin üretim ve yatırımlarını Çin ile ABD’ye yönlendirdiğini belirterek sanayideki gerilemenin istihdam kaybına neden olabileceğini söyledi.
Yüksek enerji fiyatları, artan üretim maliyetleri ve Rusya ile bozulan ekonomik ilişkilerin Alman şirketlerinin rekabet gücünü zayıflattığını savunan Bismarck, ekonomik politikanın ülke içindeki üretimi koruyacak biçimde yeniden düzenlenmesini istedi.
“Şirketler Almanya’dan ayrılırsa iş yerlerimizi de kaybederiz. Ekonomiyi ve istihdamı kendi ülkemizde tutmak zorundayız.”
Federal hükümete reform eleştirisi
Bismarck, CDU/CSU-SPD hükümetinin emeklilik, ekonomi, sağlık, iç güvenlik ve göç alanlarında gerekli reformları gerçekleştiremediğini öne sürdü.
Akaryakıt ve market fiyatlarındaki artışın vatandaşları doğrudan etkilediğini belirten Bismarck, federal hükümetin toplumun günlük ekonomik sorunlarından uzaklaştığını savundu.
Almanya’nın vergi gelirlerini öncelikle belediyeler, sosyal güvenlik sistemi, emeklilik ve ülke içindeki yatırımlar için kullanması gerektiğini söyleyen Bismarck; kalkınma yardımları, AB bütçesi ve Ukrayna’ya yapılan harcamaların kapsamının yeniden değerlendirilmesini istedi.
Merz hükümeti için erken seçim çağrısı
Hükümete yönelik toplumsal güvenin zayıfladığını savunan Bismarck, kamuoyunda Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki koalisyonun görev süresini tamamlayamayacağı yönündeki beklentinin güçlendiğini ileri sürdü.
Bismarck, hükümetin mevcut sorunları çözebilecek siyasi kapasiteye sahip olmadığını iddia ederek erken seçim çağrısında bulundu:
“Almanya’da bir değişiklik sağlayabilmek için acilen erken seçime ihtiyacımız var.”
Konuşmasında CDU, SPD, FDP ve Yeşilleri Almanya’nın mevcut ekonomik ve siyasi sorunlarından sorumlu tutan Bismarck, ülkenin yeni bir siyasi yönetime ihtiyaç duyduğunu savundu.
BSW’nin yeniden sayım talebine destek
Videonun son bölümünde BSW’nin 2025 Federal Meclis seçimlerinde kullanılan oyların yeniden sayılması için yürüttüğü hukuki sürece değinen Bismarck, seçimlere ilişkin itirazların hızlı ve şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğini söyledi.
BSW, resmî sonuçlara göre yüzde 4,981 oy alarak yüzde 5’lik seçim barajının altında kalmıştı. Partiye Federal Meclis’e girebilmek için 9 bin 529 oyun eksik kaldığı açıklanmıştı.
Parti, bazı sandıklarda BSW’ye verilen oyların yanlış kaydedildiğini veya başka partilere yazıldığını savunarak yeniden sayım talebinde bulundu. Federal Meclis Seçim İnceleme Komisyonu talebi reddederken BSW konuyu Federal Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Sahra Wagenknecht, yanlış sayıldığı ileri sürülen oyların incelenmemesi hâlinde seçimlere duyulan güvenin zedeleneceğini savunuyor. Stern’in haberi
Bismarck ise herhangi bir kasıt iddiasında bulunmadan, ortaya konulan somut örneklerin yeniden sayım için yeterli gerekçe oluşturabileceğini söyledi. Seçim itirazlarının yıllarca bekletilmemesi gerektiğini belirten Bismarck, mahkemeler için de bağlayıcı inceleme süreleri belirlenmesini önerdi.
Diplomasi, ekonomi ve erken seçim mesajı
Bismarck’ın konuşmasında üç temel başlık öne çıktı: Avrupa Birliği’nin Rusya yaptırımlarını yeniden değerlendirmesi, Almanya’nın diplomasi ve ekonomik iş birliğine öncelik vermesi ve mevcut federal hükümetin erken seçime gitmesi.
Bismarck, Avrupa’nın askerî tırmanma ve yaptırım politikalarıyla kalıcı bir sonuç alamayacağını savunarak Almanya’nın Rusya ile ilişkilerde yeni bir diplomatik kanal oluşturması gerektiğini söyledi.
İlgili Arşiv Haber
Türk-Alman ilişkileri tarihsel miras ve güncel gerilimler arasında